28 Eylül 2012 Cuma
23 Eylül 2012 Pazar
İtalyan lirizminin sonu ''Güzel Yaz''
Can Yayınları'nın D&r'la yaptığı ''5 TL'ye kitap'' kampanyası sonucu tanışma fırsatına eriştim Pavese'yle. Kitaplığımdaki bazı kitapları yenileme amacıyla gittiğim mağazada ucuza gördüğüm Güzel Yaz'ı kaptığım gibi kasaya koştum. Kitaptan ne alacağımı bilmiyordum, bana neler katabileceğini de. Öylesine almıştım işte. Yeni bir yazar tanımaktı aslında beni cezbeden. Bu kitabı okuduktan sonra, Pavese'nin diğer kitaplarını okumaya da kesinlikle karar verdim.
Pavese, italyan gençliği üzerinden tüm dünya gençliğini anlatıyor bir bakıma. Faşist Mussolini rejimi altındaki bunalımlı İtalya'nın bunalımlar altındaki iki genç kızını taşıyor öykünün merkezine. Bu iki genç kızın yaşadığı buhranlar, gelgitler ve sürüncemeler üzerinden dokuyor öyküsünü. Kahramanlarını benim de içerisinde bulunduğum bir yaş grubundan seçmiş olmasıydı belki de beni en çok etkileyen, bilmiyorum, ama genç kızların yaşadıkları, çevremdeki bütün genç kızların yaşadığı sorunlardı. Aşka dair, sevgiye dair, nefrete dair, şehvete ve sekse dair, tehlikeli ve masum düşüncelere dairdi hep karakterlerin kafasını kurcalayan. Genç erkekler, günümüzde de olduğu gibi, sadece seks odaklı yaratıklardı kitapta. Büyükler, gençlerin problemlerini çözmekten çok, daha da karmaşıklaştıran kişilerdi. Hayat, dikkat dağıtıcı bir kötülük şeklinde tasvir edilmişti ve sıkışmışlığın sonucunda yaşanması imkansızlaşmış bir hayal merciine yükselmişti bir bakıma. Genç kızların tek derdi, güzel olup olmadıkları, gördükleri yakışıklı çocuğun ondan hoşlanıp hoşlanmadığı ya da abilerinin günlük işlerini yetiştirme telaşından ibaret. Asla bir felsefi boyutları olmayan karakterler yaratıyor Pavese, ki tam da bu yönüyle son derece felsefi karakter profilleri çıkartmış oluyor bir bakıma. Sevgisizliğe alışmış gençlerin, azıcık sevgi gördükleri zaman afallamalarıydı beni etkileyen. Kendilerine sevgi gösterenlerden kaçarken, kendilerine eziyet çektirenlere yakınlaşıyorlardı. Tek dertleri erkeklerle birlikte olmaktı, ancak bu şans onların ellerine verildiğinde, kaçacak gedik arayan farelere dönüyorlardı. Buna rağmen AIDS olabiliyor ve yakın dostlarını bu yüzden satabiliyorlardı..
Kitabın sonuna da değinmeliyim kesinlikle. Yazar, son derece gerçekçi bir perspektif sunmuş çünkü orada. Liza, dışlanmış ve dostları tarafından ötekileştirilmiş bir durumdayken, bir daha asla onlarla birlikte olmayacağına dair kendisine yeminler etmişti. Sürekli kendisine öğütler veriyor, dost bildiklerinin ona karşı yaptıkları ihaneti hatırlatıyordu. Dostlarıyla uzun zamandır konuşmamıştı, ancak dostlarının onu ilk çağırışında, hemen yanlarına gitti... Müthiş ötesi bir final, fevkaladenin fevkinde bir gözlem... Okunası bir kitap Güzel Yaz, şiir naifliğinde ve bir yaz esintisi tadında.. Kaliteli ve sade, bir yandan da Sait Faik'in eserlerini anımsatan bir tarzda... Okuyunuz, düşününüz, ve aklınıza kazıyınız.
Altı Çizilesi
Kitabın sonuna da değinmeliyim kesinlikle. Yazar, son derece gerçekçi bir perspektif sunmuş çünkü orada. Liza, dışlanmış ve dostları tarafından ötekileştirilmiş bir durumdayken, bir daha asla onlarla birlikte olmayacağına dair kendisine yeminler etmişti. Sürekli kendisine öğütler veriyor, dost bildiklerinin ona karşı yaptıkları ihaneti hatırlatıyordu. Dostlarıyla uzun zamandır konuşmamıştı, ancak dostlarının onu ilk çağırışında, hemen yanlarına gitti... Müthiş ötesi bir final, fevkaladenin fevkinde bir gözlem... Okunası bir kitap Güzel Yaz, şiir naifliğinde ve bir yaz esintisi tadında.. Kaliteli ve sade, bir yandan da Sait Faik'in eserlerini anımsatan bir tarzda... Okuyunuz, düşününüz, ve aklınıza kazıyınız.
- Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum.
- Kadınlar kendilerini güçsüz olana bir idol, güçlü olana bir eşya gibi sunarlar.
- Yaşama sanatı, yalanlara inanmayı bilme sanatıdır. Bunun en korkunç yanı, doğrunun ne olduğunu bilmediğimizden, bir yalanın yalan olduğunu hala anlayabilmemizdir.
- Yaşanacak bir yaşam vardır. Binilecek bisikletler var. Yürünecek yaya kaldırımları ve tadına varılacak güneş batışları vardır.
- Kadınlar seçmek istiyorlar hep, seçimi de erkekleri bir araya getirerek ve onlarla oynayarak yapıyorlar.
KÜNYE
Kitap İsmi: Güzel Yaz
Yazar: Cesare Pavese
Yayın Yılı: 1999
Yayınevi: Can Yayınları 4/10
Sayfa Sayısı: 120 Sayfa
Baskı: 2. Baskı
22 Eylül 2012 Cumartesi
17 Eylül 2012 Pazartesi
Kitap Ayraçları
*Görseller, çeşitli internet sitelerindendir, kişisel arşiv paylaşımımı ileride yapacağım. :)
Kitap ayraçları, her okurun toplamaktan en çok keyif aldığı materyallerden birisidir. Atkısız maça gitmek, rakısız balık sofrasına oturmak, frigosuz film izlemek neyse, ayraçsız kitap okumak da odur çünkü. Kitap okuma keyfini tamamlayan şeyler listesinde, kaliteli bir kahve, lezzetli bir kurabiyeden sonra gelen şeylerdir ayraçlar. Aralarında son derece değerli olanları da vardır ve ayraç yapıp toplamak, arkadaşlar arasında ayraç alışverişi yapmak hoş ve keyifli şeylerdir. Kitap okumanın olmazsa olmazlarındandır kısaca.
Yurtdışına çıktığınızda, kitapçılarda sizi en çok şaşırtacak şeylerden birisi, ayraçlara özel kocaman bölümlerin bulunması olacaktır. Avrupalılar, sadece kitap okumayla değil, onun tamamlayıcılarıyla da son derece ilgilidirler çünkü. Keza Amerikalılar da öyle. Kitapçıların içinde, mutlaka kahvenizi içebileceğiniz, nezih kafeler de bulunur. Bizim Avrupa'dan farklarımız bunlardır işte. Küçük detaylara hiç önem vermeyiz. Kitapçılar sadece kitap alınan yerlerdir bizde, oturup tanımadığınız insanlarla bir şeyler paylaşabileceğiniz, okuduğunuz kitaplar hakkında fikir alışverişinde bulunabileceğiniz yerler değil. Yurtdışındaki ayraç raflarına baktığınızda, son derece yaratıcı şeylerle karşılaşırsınız. Kitabın içinden kan akıyormuş hissi veren ayraçlar mı dersiniz, yoksa güzel bir bayanı tasvir eden şeffaf ayraçlar mı? Her çeşit olgu ve nesneden, bin bir tane farklı ayraç yaratırlar. Kitap okumaya lezzet katarlar kısacası.
Peki bizdeki durum nedir? Öncelikle kitap ayraçları, yayımcıların tekelindedir kesinlikle. Farklı, yaratıcı ayraçlara rastlamanız çok zordur. Ancak yayınevlerinin yeni çıkan kitaplarının promosyonunu yapan ayraçlar bulunur büyük mağazalarımızda. Kaliteli ayraç satan az sayıdaki mağaza da, o kadar büyük rakamlar isterler ki, ayraç alma şevkiniz kırılır.
Güzel ayraçlar yapıp sunan yayınevleri yok mudur? Vardır tabii ki. Aklıma ilk gelenler, Altın Kitaplar oluyor kesinlikle. Özellikle geçen yıl bastıkları Agatha Christhie ayracı, genel kalitenin son derece üzerindeydi. Stephen King ve Dan Brown kitaplarının yanında verdikleri ayraçlar da, son derece kaliteli oluyorlar.
13 Eylül 2012 Perşembe
9 Eylül 2012 Pazar
Çok iyi bir kitap, çok... ''Denemeler''
Herkesin yaşamı boyunca, hayatını değiştiren bir kitabı mutlaka olmuştur. ''Bir kitap okudum, hayatım değişti.'' geyiğine inanırım o yüzden. Benim için, Franz Kafka'nın Dönüşüm'ü, Edmundo De Amicis'in Çocuk Kalbi, Jules Verne'in 80 Günde Devr-i Alem'i, Cervantes'in Don Kişot'u, Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi destanı bu kitaplardandır. Bu romanların her biri, düşünce yapımda yepyeni ufuklar açmış, beni bulunduğum konumun çok ötesine taşımışlardır... İşte Montaigne'in ''Denemeler''i de, benim için benzer bir etkiye sahip oldu ve hayatımı değiştirdi.
Denemeler'i anlatmaya nereden başlasam? Kitap, kayıtsız kalamayacağınız bir deneyim adeta. Montaigne, onlarca başyapıtlar çıkarmış bir yazar değil, çünkü tüm yaşamı boyunca yazmış olduğu tek kitap bu. Ancak bu öyle bir kitap ki, ''binlerce yazarın yazdıkları bütün kitapları toplasanız, Montaigne'in bir kelimesi etmez'' diyebilme cesareti veriyor insana. Montaigne, kendisine, kendisi dışından bakma başarısını göstermiş ve bunu öyle objektif bir şekilde yapmış ki, etkilenmemek elde değil. Yaşamın bütün olgularını ele almış ve her birini olabilecek en tutarlı şekilde değerlendirmiş, süzgecinden geçirdiği düşüncelerini en yalın ve en anlaşılır şekliyle, müthiş etkileyici bir dille okuyucuya aktarmış ve romanın yazıldığı tarihlere bakarsanız, bunun imkansız bir şey olduğu ve Montaigne'in bunu başardığı konusundaki fikrime hak verirsiniz. O dönemlerde, mutlak otorite ve güç sahibi krallara yönelttiği eleştiriler, yönetim sistemlerine karşı aykırı bakışı ve tanrılar konusundaki fikirleri, Montaigne'in filozof yönünü fazlasıyla ortaya koyduğu kısımlar olarak göze çarpmakta. Yazar, kendisini asla bir filozof olarak görmediğini ve asla iyi bir yazar olamayacağını düşünedursun, yazdıkları bile onun ne kadar büyük bir düşünce adamı olduğunu gözler önüne seriyor.
Montaigne, çağdaş edebiyat tarihimizin en önde gelen isimlerinden hiç kuşkusuz. Bizlere bıraktığı ''Denemeler'' adlı eseri, günümüzün en faydalı miraslarından birisi. Montaigne sayesinde, bugün daha farklı düşünüyor ve daha farklı yaşıyoruz, onun açtığı yoldan, kendimizi aramaya devam ediyor, ve sadece 100 sene öncesine göre bile çok daha fazla şey biliyoruz. İşte Montaigne'in mirası bu, onun eseri de öyle..
Altı Çizilesi
- En çok inandığımız şeyler, en az bildiklerimizdir.
- Ölümün nerede geleceği belli değil, iyisi mi biz onu her yerde bekliyelim.
- Alçak gönüllü yüreklerde yaşayan düşünceler, yüksek düşüncelerdir.
- Acıyı acıyla gidermeyi sevmem. Karnınız ağrıyor diye kendinizi istiridye yemek keyfinden yoksun ettiniz mi, derdiniz birken iki olmuş demektir.
- Yazmak mutsuzluğun nedeni değil, sonucudur.
- Öfke saklamaya gelmez, büsbütün içimize işler.
- Kadınların süs ve aylaklıklarının bizim emeğimizle beslenmesi, gülünç ve haksız bir şeydir.
KÜNYE
Kitap İsmi: Denemeler
Yazar: Michel de Montaigne
Yayın Yılı: 1999
Yayınevi: Türkiye iş Bankası Yayınları 10/10
Sayfa Sayısı: 271
Baskı: 17.Baskı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










