22 Aralık 2012 Cumartesi

En güzel ''Devlet'' ideası



    Eski Yunan zamanı Atina’sında darbe yaşanıp demokrasi askıya alındığında, Sokrates çok büyük bir suçlamayla karşı karşıyaydı: Gençleri tanrısızlığa itmek! Cezaya çarptırılacağı da, ne cezası alacağı da çok önceden belliydi, ancak demokrasi kılıfı altında, göstermelik mahkemeler düzenlendi. Mahkeme sonucunda, çok önceden belirlenmiş ceza açıklandı: Ölüm. Ölüm şekli olarak ise, baldıran zehrinin yol açtığı kalp krizi tercih edilmişti. İdam günü geldiğinde Sokrates, Baldıran zehrini celladının ellerinden almış ve kendi elleriyle, Platon’un tabiriyle ‘’şarap içercesine’’ kafasına dikmişti. Bunu niye yaptığı ise, çok sonraları Platon tarafından açıklandığında, büyük bir şaşkınlığa yol açtı. Sebep şuydu: Celladını katil yapmamak… Böylesine erdemli ve ahlak sahibi, ‘’iyi ideası’’na inanan birisiydi Sokrates…

  Size çizdiğim bu Sokrates profili bile, Devlet adlı eseri okumak için büyük beklentiler oluşturuyor değil mi? Böylesine erdemli birisinin, milenyumlar boyunca sürecek en erdemli devletin sırlarını vereceğini düşünüyorsunuz. Ben de öyle düşünmüştüm. Yanılmışım…

  Eser, kitap kitap ilerliyor ve toplamda on kitaptan oluşuyor. Eserin ilk dört kitabını bitirdiğimde, beklentimi bile aşan bir başyapıtla karşılaştığımı söylemeliyim ilk başta. Ancak zincirin koptuğu yerler bundan sonrası oldu.



  Beşinci kitap ile birlikte, hiç ama hiç katılmadığım fikirleri birbiri ardına dizmeye başladı Sokrates. Seçkinlerin devleti yönetmesi, halkın yönetimde söz sahibi olmaması, herkesin eşitlik içerisinde yaşayıp kazandığının yarısını devlete vermesi, kadınların paylaşılması, çocuklara anne-babalarının kim olduğunun öğretilmemesi, akıllı çocukların alınıp küçüklükten itibaren yetiştirilerek devlette söz sahibi yapılması, akılsız olanların göz ardı edilmesi, tabir-i caizse çürük muamelesi yapılması… Her birisi son derece mantıklı ve devletin güçlenmesine birinci derecede etki edecek sebepler, buna tamam. Ancak el insaf, vicdan denen bir şey de yok mu? Filozof olup olmamak önemli olmamalı bu noktada. Vicdan önemli olmalı, insaniyet hem de. Bu kadar akılcılık, bu kadar rasyonalistlik de fazla bence.

  Platon’un büyük mağara istişaresi de bu eserin yedinci kitabında ilk kez ortaya çıkıyor. İdealar evreni ve günümüz evreni hakkında yaptığı ayrım, gerçekten ufuk açıcı ve son derece aydınlatıcı. Üzerine düzinelerce kitap yazılmış ve büyük profesörler tarafından incelenip açıklanmış bir konu hakkında kelam etme haddini kendimde bulamadığım için, bu deney hakkında söyleyeceklerim sadece bununla sınırlı olacak.

  Devlet’in ahlaki yapısını kötüledim evet, ancak yine de çağlar sonrasını bile etkileyecek bir eser olduğundan dolayı hakkını vereceğim tabii ki. Faşizm, Komünizm, Sosyalizm gibi siyasi akımların temelini oluşturuyor Devlet. Bu anlamda kesinlikle okunulması ve bilinmesi gereken bir kitap.

  Hatırlarsanız, geçen ay blogumda Karl Marx ve Friedrich Engels’in yapıtı Komünist Manifesto’yu incelemiştim. Devlet’i okumadan önce okumuş olduğumdan dolayı son derece etkilendiğim bu eser, artık o kadar da etkilemiyor beni, çünkü temelde ve özelde bahsettiği bütün şeylerin Devlet’de zaten bulunduğunu gördüm. Bu da devletin aslında ne derece önemli bir yapıt olduğunu gösteriyor sanırım.

  Sonuç olarak Devlet, anlattıklarıyla da, etkiledikleriyle de son derece önemli ve dikkate değer bir kitap. İçerisinden alacaklarınız sizi enterese eder, ben memnun olmadım, ancak memnun olanı da mutlaka çıkacak ve kendi alıcısını da bulacaktır.

                                                               KÜNYE


Kitap İsmi: Devlet
Yazar: Platon
Yayın Yılı: 1999
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları        7/10
Sayfa Sayısı: 369
Baskı: XXVI. Baskı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder